Çocuklarda Stres ve Özgüven | Hamile ve Anne
Kolik Nedir? Nasıl başa çıkılır?
Düz veya İçe Dönük Göğüs Uçlarının Tedavisi (Niplette)
Bezi Bırakma ve Psikoloji Gelişim
Bebeklerde Gaz Sancısını ve Koliği Gidermenin Yolları
Çocuklarda Stres ve Özgüven
25 Aralık 2012

Merhaba,

Geçen haftalarda Montessori Derneği’nin Küçük Kara Balık’da düzenlediği Çocuklarda Özgüven seminerine katıldım. Semineri veren uzman psikolog Nilüfer Devecigil’di.

Dinlediklerim işime yaradı mı? Değiştirdi beni evet. İşin bilimini dinlediğimiz bu seminerle annelikteki bir kör noktamı daha aştığımı hissediyorum. Stresin işe ne zaman yaradığına, ne zaman zararlı olduğuna, performans ve özgüvenle ilişkisine dair çok önemli bilgiler edindim. Bu yazıyı okuyanlarla kuracağımız ortak dile göre de artık daha ‘regüleyim’.

Ya siz? Yeterince regüle misiniz? Yoksa…

  • Çocuğunuzu içinden düştüğü her sıkıntılı andan çekip alan bir ‘Zoro-anne’ ya da
  • Onun bir gözyaşına dünyayı kurban eden ‘yakarım dünyayı’ annesi misiniz? Ya da ya da
  • Kendi ihtiyaçlarına dair her şeyi silmiş, saçları süpürge bir acil bakım servisi misiniz?

Cennet anaların ayaklarının altında tamam, lakin cevabınız hep evetse sizce yaptığınız doğru mu? Yoksa ayar bir yerlerde kaçtı diye endişelenenlerden misiniz?

Biraz öyle, biraz böyle diyorsanız düzeltebileceklerimize beraberce bakalım.

İlişki Odaklı Yaklaşım

Biz nasıl büyüdük?  Ödül ve cezaya inanan, davranış odaklı bir yaklaşımla: Misal yemeğimizi yediysek çikolata yiyebildik; derslerimizden geçtiysek bisiklet aldık; kardeşimize vurduysak TV izlemedik… gibi gibi sayısız pazarlıkla.

Bunu şimdi ister istemez evladına da yapan ilgili anne, bu yaklaşım geçmişte kaldı! Şimdi ilişki odaklı yaklaşım zamanı. “Biz pek de güzel büyüdük, niye illa ilişki odaklı olmak lazım?” diyorsanız, şimdi söyleyeceklerim çok önemli:

Araştırmalara göre bizim kim olduğumuz çocuklarımızın kim olacağını %90 oranında belirliyor. Verelim diye tutuştuğumuz disiplininse, çocuklarımızı yetiştirmedeki etkisi yalnızca %10.

Bruce Lipton DNA’dan şüpheye düşüp, beni hayrete düşüren bir bilim adamı. Az sonra bahsedeceğim çalışması sayesinde beyni anlıyor ve yepyeni bir şey öğreniyoruz:

Lipton şöyle sorar: “Milyonlarca hücremiz var, bunların hepsi bizim birer küçük parçamız. DNA her şeyin sorumlusu diyoruz. Peki ben aynı DNA’ya sahip hücreleri, farklı çevrelere maruz bırakırsam sonuç ne olur?” ve vay canına diyeceğim şu cevabı bulur: “DNA’sı aynı bile olsa hücre dışarıdan gelen sinyalle başkalaşır.”

 

Kişinin inançlarının ve bunun uzantısında gelişen çevresel faktörlerin gen ve DNA’yı manipüle edebileceğini söyleyen Lipton, bu araştırmasında hücrenin gene değil, çevreye tepki verdiğini anlatıyor.

Laboratuarda bulunan bu bilginin gerçek hayat anlamı şu: Ailenizde davranış bozukluğu/hiperaktivite/obezite varsa, çocuğunuzda da olabilir. Ancak bu bir kader değil ve değiştirilebilir. Bu mümkün ve sizin elinizde.

Çocuğunuzla ilişkinize dikkat ederseniz, ailenizde sevmediğiniz ve çocuğunuzda görmeye başladıklarınız, soyunuzdan miras aldığınız bir kader olmak zorunda değil.

Ancaaaak… Burada sinyal sizsiniz. Yani çocuğunuzdan alacağınız davranış, ona vereceğiniz uyarana bağlı: ilk 3 hatta 5 yılını REM uykusunda geçiren çocuklar, evde ne oluyorsa, neyi gözlemliyorsa aynısını yapıyor. Nazikseniz o da nazik, hoyratsanız da hoyrat oluyor.

‘5. yaşgününü geride bıraktık artık bizim için çok mu geç?’ diye soranlara hemen söyleyeyim, değil. Devecigil der ki, “Her şey yine de değişebilir. İlk yapılması gereken otomatik pilotta yaşam halinden uzaklaşmak.”

Otomatik Pilottaki Ebeveyn

Biliyorsunuz bir çocuğun 3 ebeveyni var. Annesi, babası, anne – babası arasındaki ilişki.

Gün içinde nasılım? Bakım veren biri olarak ben nasıl biriyim? Eşimle, annemle, evdeki yardımcıyla nasıl konuşuyorum, etrafımdaki olaylara nasıl tepkiler veriyorum? Bunlara bakmam gerek.  Gerek, çünkü çocuğum benden birebir kopya çekecek. Click filmini izlediniz mi? Otomatik pilottaki ebeveyn o filmdeki Adam Sandler gibi. Çok şeyin farkında değil. Yaşadığınız anın, tepkilerinizin, duruşunuzun farkına varmaya çalışın.

Her ne kadar annelerimizin yaptığı şeyleri eleştirsek de, bazen tam da kendimizi onları modellerken bulabiliyoruz. ‘Annem gibi olmayacağım’ demek, bunun başarmanın gerçekten ilk hali.

Ancak, ‘bana bunun böyle yapılmasını istemiyordum’ diyerek çocuğunuzu sizi zamanında mutsuz eden her durumdan kurtarmaya çalışıyorsanız, aslında farkında olmadan başka bir yanlışa kurban gidiyorsunuz.

İçinizdeki Çocuk

Diyelim çocukken babaannenize bırakılmayı istemiyordunuz. Gözyaşları içinde isyan ediyordunuz ancak sonuç değişmiyordu. Gün geldi şimdi siz çocuğunuzu babaannesine bırakacaksınız. Annelikte her şeyin tekerrür ettiği gibi, çocuğunuz da orada, şimdi size zamanında kendi akıttığınız gözyaşları ile yakarıyor ‘beni bırakma’ diye. Size yapılanı yapmak istemediğiniz için çocuğunuzu çekip alıyorsunuz ve şunu yapıyorsunuz:

  1. Babaannesine bırakmadığınız çocuk sizin kızınız / oğlunuz değil. Kendi içinizdek i çocuk. Bunun ayırdına varın.
  2. Siz içinizdeki çocuğu kurtarırken, kendi çocuğunuz çok önemli bir yetiyi kazanmaktan yoksun kalıyor:  Stresi regüle etmeyi öğrenemiyor.

Geldik mi regülasyona? Peki nedir bu regüle olma hadisesi? Buna, stresin faydasına zararına, çocuğunuza yaramaz demenin neden işe yaramadığına, oyuncağı kırıldığı için ortalığı yıkan miniği nasıl sakinleştirebileceğimize, yenidoğan bir bebeği neden ağlatmayacağımıza hemen bir sonraki yazımızda bakacağız.





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>





Bu sitede verilen bilgilerin profesyonel doktor tavsiyesi yerine geçmeyeceğini unutmayınız. Eğer ciddi belirtiler ve doktor tavsiyesi gerektiren durumlar söz konusuysa doktorunuza danışınız. Philips AVENT bu bilgilerin yanlış amaçlarla kullanılması sonucunda olabilecek herhangi bir zarardan dolayı sorumlu tutulamaz.

GİZLİLİK POLİTİKASI

YASAL UYARI
Bu blogdaki tüm fotoğraflar ve yazılar Philips AVENT'e ait olup, izinsiz kopyalanması ya da herhangi bir yerde kullanılması 5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNUNA göre yasaktır. İzinsiz kullanım durumunda gerekli yasal işlemler başlatılacaktır.