Çocuklara Sınır Koymak – III | Hamile ve Anne
Kolik Nedir? Nasıl başa çıkılır?
Düz veya İçe Dönük Göğüs Uçlarının Tedavisi (Niplette)
Bezi Bırakma ve Psikoloji Gelişim
Bebeklerde Gaz Sancısını ve Koliği Gidermenin Yolları
Çocuklara Sınır Koymak – III
18 Mart 2013

Ödül/Ceza Üzerine

Ödül ve ceza temel olarak şunu söyler. İyi şeyler yaparsan iyi, kötü şeyler yaparsan da kötü şeyler hak edersin. Ama bunu ben belirliyorum. Buradaki temel sorun bu. Yani iyi/kötü kararını veren bazen anne, bazen öğretmen, bazen de ileri yaştaki sevgili.

Tehlike açık mı? Çocuğu hep karşıdakinin beklentisine göre hareket etmeye koşullamış oluyoruz. Kendi iç motivasyonunu oluşturamadığı gibi, başkalarının beklentisine göre hareket eden bir kişilik yaratıyoruz. Az evvel koyduğum nokta’dan bakınca, kabus gibi geldi bana bu.

Daha da açayım: Ödül, sadece benim istediğim gibi biri olursan seni onaylar ve severim demek.  Böyle koşullanan çocuk, bireysel gelişimini tamamlayamaz; annesine, öğretmenine, büyüyünce sevgilisine karşı ayrı bir hukuk oluşturur. Kendi olamaz, karşısındaki olur.

Ödül Neden İşe Yaramaz?

Tolga Bey’den ödül ve cezayı çöpe koyan şu deneyi dinledik:

Anne, baba ve çocuklar deneyin yapılacağı yere gider. Görüşme olacak denir, ebeveynler dışarıya alınır. Bir grup çocuğun yalnız başına kaldığı iki odada resim kağıtları, boyalar, kalemler vardır. Bir sınıfa resim yaparlarsa şeker verileceği söyleniyor. Diğer sınıfa hiçbir şey vaat edilmez.

İlk sınıftaki çocuklar şekeri alabilmek için resim yapar. İkinci sınıftakilerin bir kısmı ise, önce odayı keşfeder, sonra bulduğu kalemlerle resim yapar.

Aynı yere aynı koşullarla başka bir gün daha çağrılır denekler. Geçen sefer ödül teklif edilen çocuklara bu sefer  şekerden bahsedilmez ama. Ne olur biliyor musunuz? İkinci sınıftakilerden bazıları yine boya yapar ama geçen sefer şeker ödülünü alan çocuklardan hiç biri kalemi eline almaz.

Ödül Veriyorum da Cezayı Sevmiyorum

Yok ki böyle bir şey sevgili anne. Diyalektik bir bütün bu. Ödül kullanıp ceza kullanmamak olmaz. Ödül vermemek de bir ceza zira. Açalım mı?

Hep en iyiyi yaptığı için, en büyük yıldızı alan çocuk için, küçük yıldızı alma ihtimali adeta bir cezadır.

Çocuklara iyi davranışı için okulda ya da oyunda gülen surat çıkartması verildiğinde ben dehşete düşüyorum mesela. Okul öncesi kurumların bunu yapmamasını dilerdim. Henüz ufak olduklarından bu konu onlar için hayat memat meselesi haline gelebiliyor.

Ceza ise zihni şöyle koşulluyor: Cezayı alan “Yaptığım kötülüğün karşılığını ödedim, vicdanen bir sorumluluğum yok” diye düşünüyor. Daha da fenası, ceza intikam duygusunu kabartıp perçinliyor.

Bütün bunları neden mi söylüyoruz? Ödül/cezasız bir sistem kurmak mümkün diyebilmek için. Nasıl mümkün sorusuna Nilüfer Devecigil ile ilişkiye dayalı yöntemden bahsederken değinmiştik. Kaçırdıysanız bu notlar elzem.

Sahi düşünsenize, bisiklet alınmadığı için başarılı olan bir çocuk yok. Ceza niye var o zaman?

Gelen Sorulardan İşinize Yarayabilecekler:

  • Çok gergin çocuğa sakinleşmesi için TV açılır mı? Arada bir kullanmakta sakınca yok. Ancak her gergin olduğunda açıyorsanız bu klasik koşullamaya girer.
  • Etraftaki her şey ve dahi çizgi filmler ve oyuncaklar bile eğitici/öğretici.  Çocuğun boş boş oynamaya ihtiyacı var. Çocuğa çok şey öğreterek yüklemenin, ebeveynin beklentisini aşırı yükseltmek gibi de bir yan etkisi var. Bu durumda ilişkiniz doğallığını kaybeder.
  • Çocuğunuz ağladığı zaman haksız yere ağladığını düşünseniz bile göz temasını kesmeyin.
  • Hayırlar bazen evet’e dönüşebilir. Bu sizi tutarsız yapmaz. Rahat olun.
  • Yaşı büyüdükçe çocuğunuz ilişkileri ayırt edebilir. Anneannesi, babası, babaannesi  ile ilişkisinin hukuku ayrı. O bunu bilir. Bizimki kahvaltıda  çodadalı –yani çikolatalı mısırlı, glikoz şuruplu, palmiye yağlı- toksik ve korkunç gevreği yalnızca babasından ister de, kahvaltıda annesinden omlet, bal ikilisini ister misal. Feci bir decoder’leri var bu bücürlerin. Yani kocanızın, aile büyüklerinin sizinkine karşıt tutumları karşısında çok da gerilmeyin. Yapacak pek bir şey yok.
  • Çocuğunuz düşebileceği o merdivenden çıkmamak /koltuğun tepesinde oynamamak/kaldırım kenarından yürümemek gibi bir kuralı ısrarla ihlal etmek istiyorsa, gelişiminde kritik bir eşiği atlamaya çalışıyor olabilir. Bu bazen bir oyunun değişmesini talep etmek şeklinde de tezahür edebilir. Bu durumların farkında olun ve kuralı revize edin. Beynin milyonlarca yıllık bir gelişimi var. Tehlikeli gördüğümüz durumu aşmasını söyleyen, evrimce ona aktarılan milyonlarca yıllık edinimler. Örneğin ergenlikte evden uzaklaşmaya çalışıyorsa, beyin bir şey öğrenmeye çalıştığı içindir. Bu duruma karşı tetikte olun. Koltuğun tepesine çıkmak istiyorsa, hayır demek yerine yere minder döşeyip ortamı güvenli hale getirin.

Dinlerken çok faydalandığım bu eğitim için hem anneysen.com’a hem de Tolga Bey’e çok teşekkür ediyorum. Notlar umarım sizin de işinize yarar.






Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>





Bu sitede verilen bilgilerin profesyonel doktor tavsiyesi yerine geçmeyeceğini unutmayınız. Eğer ciddi belirtiler ve doktor tavsiyesi gerektiren durumlar söz konusuysa doktorunuza danışınız. Philips AVENT bu bilgilerin yanlış amaçlarla kullanılması sonucunda olabilecek herhangi bir zarardan dolayı sorumlu tutulamaz.

GİZLİLİK POLİTİKASI

YASAL UYARI
Bu blogdaki tüm fotoğraflar ve yazılar Philips AVENT'e ait olup, izinsiz kopyalanması ya da herhangi bir yerde kullanılması 5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNUNA göre yasaktır. İzinsiz kullanım durumunda gerekli yasal işlemler başlatılacaktır.