Hamile ve Anne | Hamile ve Anne | Page 4
Kolik Nedir? Nasıl başa çıkılır?
Düz veya İçe Dönük Göğüs Uçlarının Tedavisi (Niplette)
Bezi Bırakma ve Psikoloji Gelişim
Bebeklerde Gaz Sancısını ve Koliği Gidermenin Yolları
Barbie Asla Erkek Oyuncağı Olamaz, Çünkü…
31 Mayıs 2016

Bu ergenlik meselesi beni çok ürkütüyor. Kaçamadığımız grip salgını gibi çullanacak üzerimize malum.

Gökçe’nin ergen olmasına henüz bir 5 yıl daha varsa da, erken ergenlik sinyallerini verdikleri 6 yaş itibarı ile konu gündemimdeki mühim yerini şimdiden aldı. Sanki anne-babalık sürecindeki amiral sorun gemisi bu olacak ve ben onu nasıl yüzdüreceğimi bilirsem limana yanaşabileceğiz ancak.

Üstelik şimdi bir de sosyal medya var. Gökçe’nin ergenliğine kadar sosyal medyanın ne hal alacağını kestirmek imkansız olsa da, bugünün ergen kızları için sosyal medyanın etkilerinden çok çekindiğimi belirtmek zorundayım.

PicCredit: http://www.newcreationsboardingschool.org/raising-a-screenager-reviving-the-art-of-conversation-part-2/

Zira kendimi içinde iş sahibi olarak bulduğum sosyal medya, kız çocuklarını erkeklerden farklı bir yerden gıdıklıyor, biliyorum. Erkekleri şiddet oyunları ile pençesine alan teknolojik çağ, kız çocuklarını ağına görünümleri üzerinden takıyor.

Kızlar “çekici” olma baskısı altında bir kimlik inşa etmeye çalışıyorlar. Onlar için öncelik yazık ki nasıl göründükleri.

Üstelik bunu sadece ben değil, Screenagers filmi için yapılan araştırma da böyle söylüyor. Hatta araştırma diyor ki, görünüm erkekler için o kadar da önemli değil. HT Hayat ile özel gösterimini izlediğimiz filmdeki çalışma bakın şöyle yapılmış:

  • Lise çağında bir grup öğrenci kız ve erkek olarak ikiye bölünüyor. Daha sonra her iki grubu yine ikiye bölerek bir kısmına mayo, bir kısmına süveter veriyor ve bir matematik testini çözmelerini istiyorlar.
  • Sonuç 1: Süveter giyen kızlar, mayo giyen kızlardan daha başarılı oluyor.
  • Sonuç 2: Sınav sırasında ne giyindikleri erkek çocukların performansını etkilemiyor.

Ergenlik denen engebeli yolu yürümüş bir anne olarak, iç sesim de aynısını söylüyor. Kızların hormonal düzenekleri erkeklerden farklı. Bilimsel olarak. Çok net. Nokta.

Eline net bağlantılı telefon alan ergen bir kız çocuğu biliyor ki, sosyal medyada alacağı beğeni sayısı nasıl göründüğü ile ilgili. Bu da anne olarak soyal medyadan da, ergeninden de önde deparda olmak demek. İçine doğdukları teknolojiyi çok iyi bildikleri için, “Çocuğumu sosyal medyadan nasıl korurum” temalı maçta, bizi alt edebilecekleri ihtimalini  gözden kaçırmadan hem de.

Benim seti vermeye niyetim yok, nasılını Nilüfer Devecigil’den dinledim. Sonraki yazıda devam edelim mi?





Çalışan Anne, Çalışmayan Anne
27 Mayıs 2016

Çalışan annelerin çocuklarının bilişsel işlemlerdeki performansının, çalışmayan annelerin çocuklarına göre daha yüksek düzeyde olduğunu biliyor muydunuz? Valla, aynen böyle söylüyor araştırma*.

Ekran Resmi 2016-05-18 15.17.27

Üstelik ben de aynı karineye sahibim.

Çalışsam mı, çalışmasam da çocuklara mı baksam konusunda yaptığınız vicdani muhasebeye yensini mi ekledim?

Hem de iyi bakıcı bulmak bu kadar zorken. Hem de işe gitmek İstanbul denen trafik kazanında, saatlerinizi kepçeliyorken, hem de kayınvalideniz ya da annenizin ebeveynliği ile çocuğunuzu büyütmek istemiyorken…

Zor dostum. Çocuğa bakım veriyor olmak başlı başına zorken, bizim ülkenin şartlarında süreci yönetmek gerçekten zor.

Çoğu kez yapılan kariyerden vaz geçmek olsa da, bunun riskleri konusunda uyarmak istiyorum anneleri. #kişiyegöredeğişir’se de, benim kanım da annenin çalışmasının toplamda aile için daha iyi olacağı yönünde. Neden mi?

Üretken olmaya, süreçlerin tıkanıklarını çözmeye, projeler devirmeye alıştıysanız, bir zaman sonra ev işlerinin rutini bir karabasan gibi çullanıyor üzerinize. Aynı gömleği defalarca katlarken, aynı çocuk kitabını tozunu bininci kez aldığınız rafa kaldırırken, oyuncakları yerlerine koyup beşbininci maydanozu keserken; okumuş, üretken halinizle bir kopukluk yaşamaya başlıyorsunuz. O zaman çocuk sahibi olma durumu bir fay hattı açıyor eski kendinizle aranızda. Bu kopuş çok uzun sürecek olursa, bazen depresyonda son buluyor.

Ya çocuk için? Evdeki annenin artısı, ofisteki anneden daha çok değil mi? ‘Not necassarily’ der İngiliz buna. ‘Şart değil’ ya da ‘belli olmaz’ diye de çevirir sözlük.

Çocuklu hayatın altın kuralı burada da parlar çünkü: Anne iyi olacak ki, çocuk da iyi olsun. Annenin mutlu olmadığı bir çocuklu hayat denklemini çözmek imkansızdır çünkü ve kendin olamadan anne olmak imkansız.

Tecrübeliler bilir, evde olmak, çocuktan çok; ev işlerine zaman ayırmak zorunda kalmaktır. 21. yy’ın o kadar çok ıvır zıvır sokmuştur ki evlere, onu toplamaktan çocuğa vakit ayırmaya derman kalmaz.

En iyisi çocuğuna kendin bakarken, yarı zamanlı çalışmaktır. Bu durum çevremde şahane girişimci anneler de yaratmıştır.

Son söz: Çalışan anne etiket bulutundan vicdan azabı ve suçluluk öbeğini çıkaralım bayanlar.

 

 

 

 

 

* Ergin, T., Bilişsel Değerlendirme Sistemi, Beş Yaş Çocukları Üzerinde Geçerlik, Güvenirlik ve Norm Çalışması, Yayınlanmış Doktora Tezi.

 





Ekran Nesli ve Bağımlılık Tehlikesi – 3
23 Mayıs 2016

Selam,

Ht Hayat ve Nilüfer Devecigil ile özel gösterimini izlediğimiz Screenagers -yani Ekran Nesli- filminden bahsetmeye devam. Yazının ilk bölümünde sorunun adını koymuş, ikinci bölümünde nasıl bağımlılık tehlikesi yarattığından bahsetmiştik. Gelelim yeni başlığa:

Şiddet İçerikli Oyunlar ve Çocuklar Üzerindeki Etkisi

Film bakımından sorumlu olduğu torununun çok fazla şiddet içerikli oyun oynadığından yakınan tonton bir siyahi büyükanne ile devam eder. Torunu kendini savunur: “Bunlar şiddet değil, polis oyunları!”

games-2

Çocuğun pekala da farkında olduğu sorununa meşrutiyet kazandırma gayretine bakar mısınız? Haksız da değil hani. Bu nokta bir ebeveynin nefesini tutmasına sebep olacak kadar sert biliyorum; ama bu şiddet içerikli oyun endüstrisi bakın nasıl başlamış:

Amerikan Ordusu, savaşa yollayacağı askerleri öldürme konusunda eğitmek ve his hissizleştirmek ister. Bunun için de animasyonu yardıma çağırır.

Türün ilk oyunun çıkış amacını bilmek, çocuğun elinden konsolu almanıza yeter mi bilmiyorum. Umarım yetmiştir.

Oysa bilge der ki, eğitici oyun strateji öğretir, kavramları inşa etmesine yardımcı olur. İnsanların öülümüne karşı çocuğu hissizleştirmez. Tersine empati kazandırır. Bu nedenle sosyal oyunlar oynayan çocuklar, diğer insanlara daha fazla yardım etme eğiliminde olur.

Araştırmalar, şiddet içerikli oyunların çocuklardaki hassasiyeti azalttığı noktasında hemfikir. Bir kaç paragraf yukarıdaki babaanne torununu engellemek istediğinde, çocuğun bundan vazgeçemediğini – bkz. dopamin ve bağımlılık başlığı-, torununun başka bir insana dönüştüğünü görmüş ve torununun okulundan yardım istemiş. Okul der ki…

Ekran kullanımı tamamen yasaklanamayacağına göre, yapılması gereken bir denge kurulmasına yardımcı olmak. 

Haklardan Mahrum Kalma

İşe kısıt koymakla başlıyor çözüm süreci. Evdeki kurallara uymayan çocuğun ekran kullanımı 2 saatten 30 dakikaya iniyor. Haklarını kaybeden çocuk zaman içinde mesajı alıyor.

Peki ekranın yerine ne koyulmasını öneriyor film? Bir müzik aleti çalmayı, bir grubun parçası olmayı ya da balık beslemeyi; özetle bir hobiye tutunmayı. Çünkü araştırmalar, çocukların okuldan sonra bir aktivite ile uğraştığında, çok daha başarılı olduğunu söylüyor.

Yani sevgili anne baba, şiddeti azaltmanın yolu, çocuğu eğlenebileceği aktivitelerin içinde tutmak. Kendini iyi hisseden çocuk için zor değil konsoldan uzaklaşmak.

 





Ekran Nesli ve Bağımlılık Tehlikesi – 2
12 Mayıs 2016

Yazının ilk bölümünde tehlikenin adını ve cinsiyetini belirlemiştik. Şimdi ergenliğini yaşayan bir genç kızın akıllı telefon alma süreci ile devam edelim.

Indieflix presents: Ergenlerin teknoloji ile bağımlılık imtihanı. 

Yazının başında bahsettiğimiz anne kıza dönelim:

Anne “Sana akıllı telefon alırım ama evin dışında internet kullanımı olmasın” diyor. Kızı da “Çöp o telefon o zaman.”

Son derece bilinçli ve bilinçli olduğu için ergen kızına olması gerekenden kaygılı görünen anne net bağlantlı telefonu istemiyor, çünkü:

Amerika’da gençler günlerinin 6,5 saatini ekranlara bakarak geçiriyor. Ve bu süre ev ödevi ya da araştırmaları içermiyor. 

Yani adı bilimsel olarak konmuş bir ekran bağımlılığı var. Canını yediğimin batısı sorunu tanımladı mı, başlıyor ölçmeye ve ders çıkartmaya. Şimdi bakalım bu neden bağımlılıkmış?

Net’ten ve sosyal medyadan sürekli bilgi kırıntıları edinen beyin, dopamin salgısını artırıyor. Uyuşturucular da aynen bu mekanizma ile çalışıyor dersem, tehlikenin boyutunu anlar mısınız?

piccredit: https://s-media-cache-ak0.pinimg.com/originals/ad/c7/f1/adc7f1a081f9e72f0e1b498d9e7a49bf.jpg

Ellerinde telefonla derse giren çocuklar, o anda derste ne anlatıldığı veya etraflarında ne olduğu ile değil, ekrandaki akış ile ilgilenmeye başlıyor. Bu da bulundukları ortamdan tamamen kopmaları demek. Yani ekranla derse giren çocuğun bir şey öğrenme şansı yok.

Ya yanındaki çocuğun? Yani diyelim sizin çocuğunuz elinde telefonla derse girmiyor, ama yanındaki arkadaşında var. O zaman ne oluyor? Kötü haber şu ki, kendinde olmasa bile sizin çocuğunuzun da performansı düşürüyor.

Vaktiyle “Biz de ders hocanın gözüne bakarak dinlemez, deftere karalamalar çizerdik allesen” diyorsanız hemen söyleyeyim. Bir deftere yan sınıftaki yakışıklının adını karalamakla ya da erken gençlik sanatı icra etmekle, ekranda olan bitenle ilgilenmek arasında büyük fark var: İlkinde andan kopmuyoruz, beynimiz bilgiyi işlemeye devam ediyor. İkincisinde ise, akış nerdeyse oradayız. Telefona bakan aklımız mekandan ve konudan uzaklaşıp, ekrandan akan konuya kilitleniyor.

Peki okullar ekranla derse girme karşısında nasıl bir tutum sergileyecek?

Amerika’daki Roosevelt Lisesi filme bolca konuk oldu. Lise telefonları yasaklayalım mı, yoksa izin mi verelim noktasında oldukça düşünmüş.

Elinde bir telefon tutan gencin tek düşündüğü şey ekranda ne olduğu; dünyada neyin olup bittiği umrunda değil. Hem dersten kopuyor, hem iletişimden. Bilgiyi bir kenara bırakalım, bunun davranışsal arızası gençlerde empatiden yoksunluğa sebep olması. Oysa iletişimi esas bina eden şey sözel olmayan mesajlar. Göz teması olmayan yerde, güven tesis edilmiyor.

Ekran Resmi 2016-05-10 14.22.35

 

Video konferans çağında yaşamamıza rağmen, eşimin her ay toplantı için Avrupa’nın bir köşesine dünyanın başka köşesinden gelen insanlarla buluşmak için uçmasına neden olan şey işte tam da bu.

Teknoloji ilerlese de, insani ilişkilerin yeri değişmeyecek. O nedenle gençlerin sosyal boyutta kalmaya devam etmeleri gerekiyor.

Telefon okulda yasaklanıyor 

Okula gelen çocuk, elindeki telefonu okulun önüne çekmiş karavana çıkışta almak üzere teslim ediyor. Okulun bu uygulamasının altında yatan neden şu: Ergen bir beyin telefonun davetkarlığına karşı koyacak gücü kendinde bulamıyor. Yani otokontrol noktasında zayıf, zira otokontrol doğuştan gelen bir beceri değil. 

Bununla beraber, iyi haberi de vereyim: Otokontrol birinin size rehberlik etmesi ile gelişebiliyor, hatta IQ’dan daha fazla işlenebiliyor.

Yani iyi ebeveynleri olan, kendisiyle ilgili bir bakım verene sahip çocuklar bu süreçte şanslı. Kim değil?

Digital Divide

Televizyon, oyun konsolu, telefon gibi araçların bir ebeveyn veya bakımverenin yerini aldığı yoksul çocuklar.

Maddi durumu yeterli olmayan aileler, çocuklarına bakım verme işini ekranlara ve internet cafelere devrediyor. Çocukları geçici bir süreliğine de olsa ayak altından çeken ekranlar, var olan şansızlıklarının altını maalesef daha da çok çiziyor.

Şiddet içerek oyunlara bakarak devam edelim mi?

 





Ekran Nesli ve Bağımlılık Tehlikesi  – 1
11 Mayıs 2016

İşte hem uzun uzun yazacağım, hem de başıma gelince tırsacağım diye biraz ürkmekte olduğum konu:

Screenagers yani Ekran Nesli.

Ekran Resmi 2016-05-09 16.00.34

Geçen Perşembe HTHayat ile özel gösterimini Raffles Otel’de anne grubu ile beraber izlediğimiz bu film, teknolojiyi ateşten gömlek olarak üzerine giyen ergen ebeveynlerini konu alıyor.

Gösterime önayak olan Psikolog Nilüfer Devecigil ile filmi yorumlamak, seyrin bonusuydu. Nilüfer’i dinledikten sonra dijital ajans sahibi olan kardeşi Cüneyt Devecigil ile de konunun yetişkinler açısından teknoloji tarafına baktık. Bu yazı, her ikisinden dinlediğim kıymetli uyarıları kendine seri haline getirmeyi görev bilir.

Ekran Resmi 2016-05-09 16.03.12

Özet vereyim:

Kız çocukları bekleyen asli tehlike sosyal medya kullanımı, erkek çocuklarınki ise şiddet içerikli oyunlar. Ve ekranların her iki grubu da kapsamdan bağımsız şekilde kendine bağımlı hale getirmesi. “Aman başka şeye bağımlı olacağına, buna olsun” deme lüksümüz yok, çok korkulanla madde kullanımı ile aynı tahrifatı yapıyor ekran bağımlılığı; beyni aynı yerden zedeliyor.

Başlıyorum…

Peki ne yapacak? Orta yolu bulacak. Bulacak ama nasıl?

Film bu konunun şahane bir açılımıydı işte. Edinip izlemenizi şiddetle önereceğim bu filmi bulamayanlar, yarın yazacağım notlardan yardım alabilir umarım.









Bu sitede verilen bilgilerin profesyonel doktor tavsiyesi yerine geçmeyeceğini unutmayınız. Eğer ciddi belirtiler ve doktor tavsiyesi gerektiren durumlar söz konusuysa doktorunuza danışınız. Philips AVENT bu bilgilerin yanlış amaçlarla kullanılması sonucunda olabilecek herhangi bir zarardan dolayı sorumlu tutulamaz.

GİZLİLİK POLİTİKASI

YASAL UYARI
Bu blogdaki tüm fotoğraflar ve yazılar Philips AVENT'e ait olup, izinsiz kopyalanması ya da herhangi bir yerde kullanılması 5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNUNA göre yasaktır. İzinsiz kullanım durumunda gerekli yasal işlemler başlatılacaktır.