Hamile ve Anne | Hamile ve Anne | Page 5
Kolik Nedir? Nasıl başa çıkılır?
Düz veya İçe Dönük Göğüs Uçlarının Tedavisi (Niplette)
Bezi Bırakma ve Psikoloji Gelişim
Bebeklerde Gaz Sancısını ve Koliği Gidermenin Yolları
Ekran Nesli ve Bağımlılık Tehlikesi – 2
12 Mayıs 2016

Yazının ilk bölümünde tehlikenin adını ve cinsiyetini belirlemiştik. Şimdi ergenliğini yaşayan bir genç kızın akıllı telefon alma süreci ile devam edelim.

Indieflix presents: Ergenlerin teknoloji ile bağımlılık imtihanı. 

Yazının başında bahsettiğimiz anne kıza dönelim:

Anne “Sana akıllı telefon alırım ama evin dışında internet kullanımı olmasın” diyor. Kızı da “Çöp o telefon o zaman.”

Son derece bilinçli ve bilinçli olduğu için ergen kızına olması gerekenden kaygılı görünen anne net bağlantlı telefonu istemiyor, çünkü:

Amerika’da gençler günlerinin 6,5 saatini ekranlara bakarak geçiriyor. Ve bu süre ev ödevi ya da araştırmaları içermiyor. 

Yani adı bilimsel olarak konmuş bir ekran bağımlılığı var. Canını yediğimin batısı sorunu tanımladı mı, başlıyor ölçmeye ve ders çıkartmaya. Şimdi bakalım bu neden bağımlılıkmış?

Net’ten ve sosyal medyadan sürekli bilgi kırıntıları edinen beyin, dopamin salgısını artırıyor. Uyuşturucular da aynen bu mekanizma ile çalışıyor dersem, tehlikenin boyutunu anlar mısınız?

piccredit: https://s-media-cache-ak0.pinimg.com/originals/ad/c7/f1/adc7f1a081f9e72f0e1b498d9e7a49bf.jpg

Ellerinde telefonla derse giren çocuklar, o anda derste ne anlatıldığı veya etraflarında ne olduğu ile değil, ekrandaki akış ile ilgilenmeye başlıyor. Bu da bulundukları ortamdan tamamen kopmaları demek. Yani ekranla derse giren çocuğun bir şey öğrenme şansı yok.

Ya yanındaki çocuğun? Yani diyelim sizin çocuğunuz elinde telefonla derse girmiyor, ama yanındaki arkadaşında var. O zaman ne oluyor? Kötü haber şu ki, kendinde olmasa bile sizin çocuğunuzun da performansı düşürüyor.

Vaktiyle “Biz de ders hocanın gözüne bakarak dinlemez, deftere karalamalar çizerdik allesen” diyorsanız hemen söyleyeyim. Bir deftere yan sınıftaki yakışıklının adını karalamakla ya da erken gençlik sanatı icra etmekle, ekranda olan bitenle ilgilenmek arasında büyük fark var: İlkinde andan kopmuyoruz, beynimiz bilgiyi işlemeye devam ediyor. İkincisinde ise, akış nerdeyse oradayız. Telefona bakan aklımız mekandan ve konudan uzaklaşıp, ekrandan akan konuya kilitleniyor.

Peki okullar ekranla derse girme karşısında nasıl bir tutum sergileyecek?

Amerika’daki Roosevelt Lisesi filme bolca konuk oldu. Lise telefonları yasaklayalım mı, yoksa izin mi verelim noktasında oldukça düşünmüş.

Elinde bir telefon tutan gencin tek düşündüğü şey ekranda ne olduğu; dünyada neyin olup bittiği umrunda değil. Hem dersten kopuyor, hem iletişimden. Bilgiyi bir kenara bırakalım, bunun davranışsal arızası gençlerde empatiden yoksunluğa sebep olması. Oysa iletişimi esas bina eden şey sözel olmayan mesajlar. Göz teması olmayan yerde, güven tesis edilmiyor.

Ekran Resmi 2016-05-10 14.22.35

 

Video konferans çağında yaşamamıza rağmen, eşimin her ay toplantı için Avrupa’nın bir köşesine dünyanın başka köşesinden gelen insanlarla buluşmak için uçmasına neden olan şey işte tam da bu.

Teknoloji ilerlese de, insani ilişkilerin yeri değişmeyecek. O nedenle gençlerin sosyal boyutta kalmaya devam etmeleri gerekiyor.

Telefon okulda yasaklanıyor 

Okula gelen çocuk, elindeki telefonu okulun önüne çekmiş karavana çıkışta almak üzere teslim ediyor. Okulun bu uygulamasının altında yatan neden şu: Ergen bir beyin telefonun davetkarlığına karşı koyacak gücü kendinde bulamıyor. Yani otokontrol noktasında zayıf, zira otokontrol doğuştan gelen bir beceri değil. 

Bununla beraber, iyi haberi de vereyim: Otokontrol birinin size rehberlik etmesi ile gelişebiliyor, hatta IQ’dan daha fazla işlenebiliyor.

Yani iyi ebeveynleri olan, kendisiyle ilgili bir bakım verene sahip çocuklar bu süreçte şanslı. Kim değil?

Digital Divide

Televizyon, oyun konsolu, telefon gibi araçların bir ebeveyn veya bakımverenin yerini aldığı yoksul çocuklar.

Maddi durumu yeterli olmayan aileler, çocuklarına bakım verme işini ekranlara ve internet cafelere devrediyor. Çocukları geçici bir süreliğine de olsa ayak altından çeken ekranlar, var olan şansızlıklarının altını maalesef daha da çok çiziyor.

Şiddet içerek oyunlara bakarak devam edelim mi?

 





Ekran Nesli ve Bağımlılık Tehlikesi  – 1
11 Mayıs 2016

İşte hem uzun uzun yazacağım, hem de başıma gelince tırsacağım diye biraz ürkmekte olduğum konu:

Screenagers yani Ekran Nesli.

Ekran Resmi 2016-05-09 16.00.34

Geçen Perşembe HTHayat ile özel gösterimini Raffles Otel’de anne grubu ile beraber izlediğimiz bu film, teknolojiyi ateşten gömlek olarak üzerine giyen ergen ebeveynlerini konu alıyor.

Gösterime önayak olan Psikolog Nilüfer Devecigil ile filmi yorumlamak, seyrin bonusuydu. Nilüfer’i dinledikten sonra dijital ajans sahibi olan kardeşi Cüneyt Devecigil ile de konunun yetişkinler açısından teknoloji tarafına baktık. Bu yazı, her ikisinden dinlediğim kıymetli uyarıları kendine seri haline getirmeyi görev bilir.

Ekran Resmi 2016-05-09 16.03.12

Özet vereyim:

Kız çocukları bekleyen asli tehlike sosyal medya kullanımı, erkek çocuklarınki ise şiddet içerikli oyunlar. Ve ekranların her iki grubu da kapsamdan bağımsız şekilde kendine bağımlı hale getirmesi. “Aman başka şeye bağımlı olacağına, buna olsun” deme lüksümüz yok, çok korkulanla madde kullanımı ile aynı tahrifatı yapıyor ekran bağımlılığı; beyni aynı yerden zedeliyor.

Başlıyorum…

Peki ne yapacak? Orta yolu bulacak. Bulacak ama nasıl?

Film bu konunun şahane bir açılımıydı işte. Edinip izlemenizi şiddetle önereceğim bu filmi bulamayanlar, yarın yazacağım notlardan yardım alabilir umarım.





Bebek Ürünlerinde Güvenlik – II
26 Nisan 2016

Geçen hafta bebekler için güvenliği konuşmaya başlamıştık. Anne babaysanız zaten 10 kaplan gücünde oluyorsunuz da, konu güvenlik olunca mesele çelme dolu.

Ekran Resmi 2016-04-26 16.02.48

Foto Kaynak: babyphotography1.tumblr.com

İlk bölümde oyuncak alırken dikkat edileceklere bakmıştık. Şimdi sıradaki soru şu: Giysilerdeki kordonların ciddi tehlike içerdiğinden haberiniz var mıydı?

Örneğin çektiğinizde diğer tarafa doğru uzayan bir kapüşon kordonu ya da eşofman ipi, kaydırağa takılabilir, otobüsten inerken kapıya sıkışabilir veya tamamen çekilince yutmaya müsait bir hale gelebilir.

Yutsa ne olur ki demeyin. Bu tip ipler organların etrafına dolanarak ölümcül riskler yaratabiliyor.  

Alınacak en basit önlem ipi giysiye dikmek veya ucunda plastik aparatlardan olmasına dikkat etmek.

Hangi Ürün Tehlikeli? Uygunsuz Ürünü İfşa Eden Kurum Var Mı?

Evet var. Rapid Alert System Weekly bu amaçla hizmet veriyor. Avrupalı anne burayı dikkatle takip etmekteymiş. Bundan sonra bizim de radarımızda olacağı kesin.

Peki uygunsuz üretim yapan firmanın başına nelerin geldiğini hiç merak ettiniz mi?

Bakın bu süreç şöyle işliyormuş:

Bagider İstoç’a gidiyor ve rastgele denetim yapıyor. Uygunsuz üretim varsa, firmanın 17.000  ile 38.000 TL arasında para cezası almasını sağlıyor. Bundan başka marka ve ürün 2 ulusal TV kanalında ve 2 gazetede ilan yoluyla ifşa ediliyor. Tutanak düzenleniyor. Şayet düzeltilebilecek bir hata değilse, ürün imha ediliyor.

IMG_0227

Bagider toplantısını kayda alan blogger anneler

Bu cezanın çok az olduğunun farkında mısınız? Bence caydırıcılığı yok. Ancak diyelim ki CE damgası koyan bir ürünün sahteciliğinin farkına vardınız. Bu işin de peşini bırakmak istemiyorsunuz. O zaman Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusu yapabiliyorsunuz.

Aman Dikkat: Azo Boyar Maddeler

İspanya’dabir fabrikada çalışan işçiler azo boyar maddeler nedeniyle ölünce anneleri ayaklanır ve bu madde böylece gündemimize girer. Üzücü değil mi? O anneler sayesinde bu maddenin yazının ilk bölümünde bahsettiğim 1994’te yasaklanan madde olduğunu öğrendik.

Bir diğer sakıncalı madde de formaldehit. Buruşma önleyici olarak kullanılan formaldehit maddesine uzun süre maruz kalanlar akciğer kanseri olabiliyor!

Brezilya fönü yaptırmadınız umarım. Gerçekten umarım.

Bagider der ki, aldığınız tekstil ürününde kötü koku varsa, muhtemelen formaldehit içeriyordur. Ne kadar geçiyor bilmiyorum ama mutlaka yıkayarak kullanın diye de önerdiler.

Bizde terleyince tekstilden vücudumuza geçen ağır metaller, bebeklerde tükürük yoluyla vücuda geçiyor. O nedenle kuşmaşta hangi madde olduğu, ağzına aldığı oyuncakta ne olduğu çok önemli. Bu arada maruz kalınabilecek en kötü maddelerin kadmin ve kurşun olduğunu öğreniyorum. Çıtçıtlardan bildiğimiz nikel de bir diğer alerjen. Satın aldığınız zıbının çıtçıtının etrafında kumaş olmasına özen göstermekte fayda var.

Bir üründe TSE belgesi varsa içim rahat edebilir mi? 

Kötü niyetli bir firma TSE belgesi aldıktan 3 ay sonra, kullandığı malzemeyi kötüsü ile ikame edebilir diyor Bagider. Toplantıda edindiğim bilgiye göre TSE belge alındıktan sonra tekrar kontrol yapmıyormuş. Soruya cevabı siz kendiniz verin.

Anne candır, annelik sanattır ama bir anne mutlaka cambazdır. Düşebileceğimiz tuzaklar bir nebze aydınlanmıştır umarım. Daha güvenli bir dünya dileğiyle…

 

Kategori: Genel
Etiketler:




Bebek Ürünlerinde Güvenlik 
21 Nisan 2016

Çocukların güvenliği deyince akan sular duruyor değil mi?

Sevgi dolu bir ilgiden sonra tesis edilmesi gereken ilk şey güvenlik anne kitabımda.

Bir şey yeterince güvenli değilse giyilmesin, oynanmasın, binilmesin istiyorum. Bir yandan bir iş güvenlikçi gibi sürekli auditteyim, bir yandan da dünya tehlikelerle dolu bir yer yazılımı yüklememek için tetikte. 

Biliyorum dengeyi kaçırırsam, önce ebeveynliğin sonra çocukluğun tadını kaçıracağım.

bebek guvenligi ig-2

Sınırı doğru yerden çekmek istiyorum tamam da, sürekli değişen bir sınırı doğru yerden nasıl çekerim bilmiyorum. Her geçen gün sınır değişiyor; bildikçe, öğrendikçe inceliyor.

Bagider 

Dün yaşamlarımızı daha güvenli bir hale getirmeyi amaçlayan Bagider’in güvenlik konulu toplantısındaydım. Bagider 1,5 yıl önce bebek ve çocuk ürünlerindeki güvenlik denetimlerinin doğru yapılması için kurulmuş bir STK. Kurucuları arasında bu pazara mal ve hizmet sunan firmalar bulunuyor. Bakanlık ve eğitim kurumları ile işbirliği yapıyorlar.

Bebek araç gereçlerinde ne gibi tehlikeler var; tüketici açısından güvenli ürün nedir gibi başlıkları inceliyor; denetimler yapıyorlar.

IMG_0238

Geçtiğimiz salı günü de Grand Hyatt Otelinde blogger annelerle bir araya geldiler. Neden mi?

1994’te yalnızca 1 tane zararlı madde yasası vardı. Bu konudaki anne talebi zararlı maddelerin kabul edilen sayısını artırdı. Yani siz ben talep etmedikçe, pazar çocuklarımız için daha güvenli hale gelmiyor.

O zaman bebek araç gereçlerinde güvenlik deyince nelere dikkat etmemiz gerektiğine beraberce bakalım mı? Riskler en çok 3 başlıkta toplanıyor.

Peki siz aldığınız ürünlerin güvenli olduğunu nasıl anlayacaksınız? Mesela…

Oyuncak Alırken Nelere Dikkat Edelim? 

Yalnız…

CE işareti olması bir oyuncağın tehlikesiz olduğu anlamına gelmez. Diyelim ki ablasına CE işaretli bir ayı aldınız. 0-3 yaş çocuğu bununla yumuşak yumuşak oynamaz. Çeker, koparır, parçalar. Bu tip bir durum oluştuğunda gözler, burun, içindeki çıngırak çocuğa zarar verir mi gözüyle mutlaka bakın.

Ses de dikkat edilmesi gereken bir diğer başlık. Çok sesli oyuncaklar, çocuğun işitme duyusuna zarar verebilir.

Bundan başka etiket konusuna dikkat etmekte fayda var.

Satın aldığımız oyuncaklardaki devasa etiketleri kesip atmayı seviyorum ben. Aslında bunları özenle saklamamız gerektiğini bilmiyordum. Hatta Bagider der ki, ürünün üzerinde etiket yoksa, ambalajını saklayın. Bu şekilde sorun yaşarsanız, hakkınızı aramaya çıktığınızda ispatınız olur.

“Hak aratmasın Yarebbim” diyerek bu konuyu noktalıyor, sonraki yazıda giysilerdeki risklere bakalım diyorum.

 





Anneler Konuşuyor: Özel Gereksinimli Çocuklar
13 Nisan 2016

Annelik her zaman toz pembe değil…

Değildi hakikaten. Bahçeşehir Üniversite’sinde geçen Cumartesi otizmli çocukların yürek burkan hikayelerini dinlerken düşünmüştüm bunu en çok.

Ekran Resmi 2016-04-13 15.41.17

Çocukların bize bitimsiz gelen kaprisleri, ısrarları, huysuzlukları yüzünden yorgun olduğumuz zamanları düşündüm. Sonra da konferans salonuna öykülerini paylaşmaya gelen annelerin yorgunluk sınırını…

Gündelik işlerin yorduğu, tükettiği direncimizin, her şeye yetip kendimize yetemeyişimizin bize verdiği tükenmişlik duygusunu yokladım; bir de özel gereksinimli çocukların annelerin nerede tükendiğini. İşleri çok zordu:

Ne kanunlar koruyordu onları, ne de sokakta hoyratça akan gündelik hayat.

Otizmli kızı sallanırken kontrolsüz sesler çıkardı, bağırdı diye parktaki annelerin kınayan bakışlarına maruz kalmıştı bir anne mesela. “Çocuğunu sustursana kadın” diye bakmıştı insanlar, öyle anlattı. Duyunca inanamadım.

İnanamadım ama biliyordum, bununla kalmıyordu aslında ötekileşme süreci. Parklar sadece başlangıcıydı. İlkokul zamanı gelince, çoğu okul özel gereksinimli çocuklar yokmuş gibi davranacaktı. Özel ilgiye muhtaç çocuklar, annelerinin onlar için çok istediği kaynaştırma eğitiminden yoksun kalacaktı.

Ve steril ortamlarda büyüyen sağlıklı çocuklar, resmin bütününü göremediklerinden, büyüyünce maalesef sağlıksız toplumlar oluşturacaktı.

Özel gereksinimli çocukları daha çok görmemizin zamanı gelmedi mi sizce de? 5 Nisan’da telefonlarımızda yer alan akıştan, paylaştığımız diğerkam etiketlerden fazlasına ihtiyacı var bu güzelim çocukların.

Ve sizin, benim, hepimizin onlar için yapabileceği ufak da olsa bir şey var. Ne diyorsanız, onlara kulak vermekle başlayabiliriz mesela.

Yakında Philips Avent’in YouTube kanalından yayınlanacak hikayeleri sizi üzecek, ama dönüştürecek de. Videolar yüklenme aşamasında, ama ben etkinliğin üzerimdeki etkisi soğumadan paylaşmak istedim hissettiklerimi. Link gelince buraya ekleyeceğim.

Anlamakla başlar her şey. Sonrası gelir mutlaka.

 

 

 

 

Kategori: Genel
Etiketler:








Bu sitede verilen bilgilerin profesyonel doktor tavsiyesi yerine geçmeyeceğini unutmayınız. Eğer ciddi belirtiler ve doktor tavsiyesi gerektiren durumlar söz konusuysa doktorunuza danışınız. Philips AVENT bu bilgilerin yanlış amaçlarla kullanılması sonucunda olabilecek herhangi bir zarardan dolayı sorumlu tutulamaz.

GİZLİLİK POLİTİKASI

YASAL UYARI
Bu blogdaki tüm fotoğraflar ve yazılar Philips AVENT'e ait olup, izinsiz kopyalanması ya da herhangi bir yerde kullanılması 5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNUNA göre yasaktır. İzinsiz kullanım durumunda gerekli yasal işlemler başlatılacaktır.